10 Kasım Reklamları

3
316

Bekleme Sonbaharı, Bir Acı Rüzgâr Eser Üzerine Sonra…

İnsan hiç görmediği birini bu kadar sevebilir mi gerçekten? Sesini sadece kalitesi düşük makinelerden çıktığı kadar işitmek ya da fotoğraflarına yalnız siyah beyaz karelerde rastlayıp yine de buna tümüyle sevinebilmek bu kadar mümkün mü? İnsanlık garip şey doğrusu… Keşkelerle geçirilen zamanlara acırken birden nasıl bir kâbusun içinden çıktığını her mevsim aynı günde sil baştan farkına varmak ve damarlarında akan kanın sıcaklığıyla tekrar gurur duymak…

Mustafa Kemal’in sadece bedenen aramızdan ayrılışının üzerinden 80 yıl geçmiş. Koca bir millet yüreklerinde her gün aynı acıyı duymasına rağmen bu anı sadece bugüne sığdırmak da garip mesela. İnsanlar garip değil mi sizce de? Akıllarının kenarında duran cümlelere yalnızca bazı anlarda farkına varmaları da size biraz tuhaf gelmiyor mu?

Bugün birbirinden değerli birçok video dolaşıyor sosyal medya üzerinde. Hepsinin ortak noktası tek bir beden üzerinde sabitlenmesine karşın verdiği mesajlarda saklı değerleri. Şimdi bu iki farklı kurumun birbiriyle ortak noktaları çok fazla olan iki ayrı farkını anlatmak istiyorum sizlere.

KİĞILI: AYNI GÜN AYNI DAKİKA

“Bazı insanlar vardır ki önünde düğme iliklenir! Markası ne olursa olsun düğmesi sökülmüş ya da kopmuş ceketlerinizi 9 Kasım’da mağazalarımıza getirin. 10 Kasım’da önümüzü birlikte ilikleyelim.”

Adlı söylemiyle beğenilen bu içerik, saygının vurgulandığı en takdire şayan reklamlardan biri olsa gerek. Koç Holding’in ki kadar basit bir şekilde düşünülmemiş olmasına karşılık izledikten sonra insanların içini titretiyor. Burada reklamdan fazlası var aslında. İzlenilen metinde yadsınamayacak kadar büyük bir emek, özveri ve duyarlılık hâkim. “Sizi en azından 10 Kasımda ceketinizi iliklemekten alıkoyan nedir?” sorusu kibar bir şekilde genç, yaşlı demeksizin her kesimden insana sorulup “Ha, düğmeniz koptuysa dikeriz sorun değil” niyetiyle yapılmış bir söylem karşılık buluyor.

Bazı ölülere matem gerekmezmiş gerçekten. Bunu söyleyen kişiyi onu kendi repliğiyle anmak da tuhaf mesela. Gerçekten size de garip gelmiyor mu tüm bunlar?

Fikirleri zihinlerde bambaşka hayatlara umut kaynağı olan bir adamın ölümü üzerine ne söylenebilir ki zaten? Galiba sadece önünü ilikleyip başını dik tutmak kâfi ama bu sadece bir gün için değil tabi…

KOÇ HOLDİNG 2018 REKLAM FİLMİ: SENİ SEVMEK NE GÜZEL

Şu ana kadar gördüğüm en basit ve en etkili reklam filmlerinden biri olsa gerek. Fazlaca düşünmeye gerek kalmayacak şekilde sade bir anlatımı var. Toplumun her kesiminden insanın görünüşlerinin zıtlığı, tek bir nokta üzerinde toplanmış aslında. Bazen küçücük bir çocuğun gözlerinde bazen ise ömrünün ikinci baharındaki yaşlı bir adamın duruşunda görebiliyorsun bunu. Tıpkı bu sene olduğu gibi Koç Holding’in geçen seneki “Atatürk’ü Gördüm” başlıklı reklam filmi de insanlar tarafından çok sevildi. İnsanlar zekâlarıyla övünüp duygularıyla hareket eden varlıklardır aslında. Bu nedenle sade bir fotoğraf yerine duygulara dokunabilecek güzel bir sunum yapmak her zaman akılda kalıcılığı artırır. Koç Holding’in başarısının altında yatan en önemli sırlardan biri de budur: Halkı çok iyi tanımak ve değerlerine – değerlerimize- karşı tutunduğu saygılı tavrı devam ettirmek.

“Ah ne güzel seni sevmek…” Sırf laf olsun diye söylemiyorum bunu inanın. Gerçekten çok güzel bu yüreği kocaman adamı sevmek… Milyonların kalbinde dağılan aşka rağmen yine aynı bedende bir bütün halinde kalabilmek kolay değil efendim. Bunun ne kadar güçlü bir hisse dokunduğunu anlamayanlar olabilir insanların arasında ama onları da suçlayamam ki. Sonuçta hiç kimseye nankör olduklarını söyleyip ayaklarımı çamura bulaştırmak istemem ya da yaşadığı toprakların altında yatan hayaletlerin kırılan düşlerini gösteremem ellerim avuçlarımı kaşındırırken. Kusura bakmayın efendim. Ben kimseyi olmayan akılları nedeniyle suçlayıp kendimi sırf bu nedenden dolayı bile onların karşısında görmek istemem. İşte bahsi geçen tüm konuda beni en çok hayrete düşüren de bu. Insanlar gerçekten tuhaf yaratıklar. Peki siz hâlâ tersini mi düşünüyorsunuz?

17 Mayıs 1996 yılında Niğde’de doğdum. İlk ve orta öğrenimimi Havsa Ilkokulu ve Edirne Lisesi 'nde gördüm. 2015 yılında İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım bölümünü kazandım. Aktif olarak İstanbul Üniversitesi Sosyal Girişimcilik Kulübü'nde görev alıyorum. Güncel olarak Anatolian PR'da sektörel, sosyal medya ve dijital reklamcılık üzerine yazılar yayınlıyorum. Canı sıkıldıkça bir şeyler karalayan ve yazdıklarını kendi beğenmeden hiç kimseye okutmayan basit bir yazar çırağıyım. Aslında kendinden bahsetmeyi sevemeyen biri için bile fazlaca konuştum sanırım. Siz ne dersiniz?

3 Yorumlar

  1. Go forward dear friend😇👍

    I know you personally, you’re really creative and hardworker person, I’m sure everyone would like to be like you.

Cevap Ver

Lütfen Yorumunuzu Yazın
Lütfen İsminizi Girin