Türkiye ve İngiltere’den iki gazeteyi inceleyip 1930’ların başında yaşanan teknik gelişmelerle daha da popüler olmaya başlayan sinemanın, gazete afişlerinden yola çıkarak karşılaştırılmasını sunacağımız bu yazıda Türkiye’den Akşam gazetesini, İngiltere’den ise The Daily Telegraph gazetesini seçtik.

The Daily Telegraph İngiltere’de yayınlanan günlük bir gazetedir. Gazete 1855 yılından günümüze kadar gelen köklü bir yayın kuruluşudur. En son verilere göre 540 bin tirajı vardır. Okuyucularının büyük bir çoğunluğu muhafazakârdır. Akşam Gazetesi ise 1918 yılında kurulmuş günlük bir gazetedir. Farklı kişilerin elinden geçip günümüze kadar gelmeyi başarmıştır. Sağ siyasi görüşe sahip bir gazetedir ve son verilere göre 100 bin tirajı vardır.

Sinema çeşitli teknik deneyler sonrasında 1895 yılında ilk olarak Lumiere Kardeşler tarafından uygulanmıştır. Bu çalışmalar günlük hayattan kareler sunan görüntülerden oluşmaktadır. Kurgu ve hikâyeleri bulunmamaktadır. 1903 yılında Amerika’da çekilen Büyük Tren Soygunu filmi sessiz olmasına rağmen bugünkü anlamda ilk sinema filmi olarak kabul edilmektedir. 1930’lu yıllara gelindiğinde ise çeşitli teknik gelişmelerin yaşanması sinemaya olan ilginin artmasına ve sinemanın sanat olarak kabul edilmesine neden olmuştur. Her yapılan yenilik sonrası, bu yeniliği merak eden insanlar tarafından doldurulan sinema salonları film üreticilerinin iştahını kabartmıştır. Bu yeniliklerden en büyüğü elbette ki sesin sinemaya girişidir. Çeşitli denemeleri olmuşsa da 1920’li yıllarda asıl gelişmesine başlamıştır. Sinemadaki gelişmeler Hollywood’un birçok film üretmesine neden olmuştur. Yeni filmlerin yapılmasıyla bu filmlerin aynı derecede tüketilmesi gerekliliği doğmuştur. Tüketilmesi için sinemalara, sinemaların dolması içinde izleyiciye ihtiyaç vardı. Her şey de olduğu gibi Amerikalılar filmlerde de ihtiyaç fazlası üretim yaptı ve bunu ihraç etme zorunluluğu ortaya çıktı. (Elbette ki ihracatın tek sebebi bu değildir. Aynı zamanda filmlere Avrupa’dan büyük talepte vardı.) Türkiye’de ise sinemanın gelişim kaydettiği dönemlerde yaşanan savaşlar ve yoksulluk sektörün gerisinde kalmamıza neden olmuştur. 1930’lu yıllarda Avrupa Amerika’dan film ithal ederken bizde Avrupa’dan film ithal etmekteydik. Avrupalı sinemalar ithal edilen bu filmlere seyirci çekebilmek için o dönemdeki en etkili kitle iletişim aracı olan gazeteye başvurmuştur. Aynı zamanda Türk sinemalarda izleyici çekmek için gazetelere başvurmuştur. Peki, İngiltere ve Türkiye’deki gazetelerde bu reklamlar ne tür farklılıklar içeriyor? Bu farklılıkların nedenleri nelerdir?

Aşağıdaki afişler yukarıda belirttiğimiz gazetelerin 7 Ocak 1930 tarihindeki baskılarından alınmıştır. Bu afişlerde iki ülkenin sinemalarının teknik ve üslup açısından farklılıkları gösterilmeye çalışılacaktır.

Örnek-1

 

 

İngiliz sineması endüstriyel sinema geçiş yapmıştır. Müzikli ve danslı filmler ön plandadır. Bizde ise Fransız aşk ve ihtiras konulu filmler gösterimdedir.

Örnek-2

 

Hot for Paris 1929 Amerika yapımı müzikal romantik komedi filmidir. Aynı tarihte İstanbul’da gösterime giren filmde İncil’den alınan bir kıssaya benzetilen zevk içinde yaşayan âşıkların dramatik hayatı anlatılmaktadır. Film tek parça değildir. Afişte filmin 10 kısımdan oluştuğu ve aralarda dansöz gösterileri olacağından bahsedilmektedir.

Örnek-3

Gösterime aynı anda giren filmler ve afişleri görmekteyiz. Farklılıklar hemen göze çarpmakta. Sağdaki afişte gösterilen film Amerikan yapımı bir filmdir. Metro Goldwyn Mayer Şirketi tarafından yapılmış bir filmdir. Meşhur, filmden önce kükreyen aslan olan görüntüsünün geldiği yapımlar bu şirketin ürünüdür.

Örnek-4

Aynı tarihte iki farklı ülkedeki gazetelere verilen sinema afişleri bu şekilde. Türk sineması Avrupa sinemasının ürettiği filmleri izlerken İngiltere Hollywood’a geçiş yapmıştır. Bu afişler, çağı yakalayamamak ve dünyanın gerisinde kalmak gibi olumsuz yorumlara neden olabileceği gibi, o dönemde sinemanın Türkiye’de henüz ticarileşmediği ve sanata hizmet eden eserlerin izlendiği görüşlerini de destekleyebilir.

Ayrıca 10 yıl öncesine kadar büyük savaşlar geçirmiş, 7 yıl önce kurulmuş ve yokluklara mücadele eden bir toplumda sinemanın adının dahi geçebiliyor olması gurur verici.

 

 

Cevap Ver

Please enter your comment!
Please enter your name here