Ali Koç ve Halkla İlişkiler

0
179

Futbol ülkemizde çoğu zaman hayatın gerçek dertlerinin bile önüne geçebilmiş bir spor dalıdır. Yabancı bir ülkede haftalarca televizyonlarda konuşulacak bir olay bizim ülkemizde bir futbol derbisinin gerisinde kalıp unutulabilir. Ancak benim üzerinde durmak istediğim konu futbol veya futbolun halkımıza etkisi değil. Ülkemizin en büyük spor kulüplerinden biri olan Fenerbahçe Başkanı Ali Koç ve onun halkla ilişkilere dair yaptığı çalışmalar…

Ali Koç’u başkanlığa aday olduğu ilk andan beri dikkatle takip ediyorum. Kendisi mesleğimizi oldukça doğru kullanan ve halkla ilişkiler tanımının hakkını veren bir kişilik. Yirmi sene başkanlık yapmış ve yenilmesi zor görünen eski başkana karşı devasa bir zafer kazanması bunun en açık delili olmuştur. Ali Koç Fenerbahçe Başkanlığına adaylığını ilk koyduğunda karşısına bazı engeller çıktı. Fenerbahçe televizyon kanalını kullanamama, kongre üyelerinin bilgilerine erişememe gibi hepimizin hatırladığı şeyler sosyal medyanın gücüyle aşıldı. Tabi burada asıl alkış Ali Koç’un iletişim ekibine…

Başkanlığa adaylığını koyduktan hemen sonra fenerbahceliyiz.com isminde bir web sitesi ve buna bağlı sosyal medya hesapları kurarak kendisini destekleyenlere birinci ağızdan ulaşmayı başardı. Halkla ilişkilerde hedef kitleyle doğru araçlar vasıtasıyla temas kurmak oldukça önemlidir. Ayrıca yapılacak hareketlerin zamanlaması da kampanya başarısını etkiler.

ali koç fenerbahçe üyelikleri

Ali Koç’un başkanlık yarışında rakibi olan Aziz Yıldırım sosyal medyayı boş bırakmıştı. Bu durum haklı olduğu durumlarda bile Aziz Yıldırım’ın kendini özellikle genç kitleye anlatamaması demektir. Kamuyu bilgilendirme modelini hepiniz hatırlarsınız. İnsanlar haber almak ister ve bu haberi siz vermezseniz başkasından alırlar. Ali Koç ise kendi kitlesini her an bilgilendirmiş ve olabilecek kara propaganda hareketlerine karşı daima teyakkuz halinde durmuştu. Günümüz sosyal medyası bir an bile boş kalmayı affetmez. Hakkınızda yayılabilecek yalan ve çarpıtma bir habere anında müdahale etmezseniz itibar kaybı yaşarsınız.

ali koç twitter

Başkanlık yarışı boyunca Ali Koç’un vaatleri ve bir iletişim stratejisi mevcuttu. Kitleyi ne şekilde etkileyebileceğini, nerelerden ilerlemesi gerektiğini hepsini adım adım hesaplamıştı. Ülkemize sivil anlamda halkla ilişkiler anlayışını getirende zaten dedesinin kurduğu KOÇ Holding’ti.

SOSYAL MEDYA STRATEJİSİ

Günümüzde yapılan kampanyaların başarılı olması için uygulanan çok bilindik bir strateji var. İnsanları sosyal medya yoluyla kampanyanın bir parçası haline getirmek ! Sosyal medyada paylaşabilecekleri kendi içeriklerini üretmelerine teşvik etmek hem kampanyanın yayılmasında hem de insanların kendini o kampanyaya ait hissetmesinde büyük rol oynuyor.

Ali Koç’un iletişim ekibi bu durumu çok iyi kullandı ve “#sendeyaz” hastagi ile bir akım başladı. Her ne kadar bu akımın taraftarlar arasında çıktığı anlatılsa da halkla ilişkiler eğitimi almış birine bunu inandırmak pek mümkün değil.

ali koç geliyor

Bütün bu iletişim stratejileri Ali Koç’un 3 haziranda zafer ilan etmesini sağladı. Tabi sadece yapılan halkla ilişkiler çalışmaları değil Ali Koç’un toplum nezdinde karizmatik lider ( Makyevel’in Prens adlı eserinde bu konu çok güzel işlenmiştir) olması, maddi gücü elinde bulundurması, bir önceki başkanın hedef kitlede bıkkınlık oluşturması gibi şeyler yapılan çalışmaların etkisini arttırmıştır.

ZAFER VE SONRASI

Tabi başkanlık bir son değil aksine büyük bir yarışın sadece başlangıcıydı. Maalesef büyük kampanyalar kitlede büyük beklentiler oluşturur. Eğer söylemleriniz ile eylemleriniz çelişirse kitlenizin önce size olan güveni sarsılır ardından bir anda günah keçisi ilan edilirsiniz.

fenerbahçenin borcu

Bu durumu hepimizden iyi bilen Ali Koç seçimi kazandıktan sonra “Camiaya Sesleniş” isminde programlar ile Fenerbahçe kanalını aktif olarak kullanmaya başladı. Yaptığı konuşmada kulübün mali açıdan çok kötü durumda olduğunu samimi ve şeffaf bir şekilde açıkladı. Bu durum kitlesinde başkan haklı ona biraz zaman vermeliyiz intibası oluşturdu. Aslında Ali Koç haklı bile olsa klişe bir yöntem kullandı. Türk siyasi tarihinde her gelen iktidar (özellikle doksanlı yıllarda) bir önceki iktidarı kastederek “ENKAZ DEVRALDIK” diye açıklama yapardı. Bunun meali; bizden pek bir şey beklemeyin seçim döneminde estik gürledik ama eldeki imkanlar bu kadar…

Mali durumun kötü olduğuna dair açıklamalar taraftar tepkisini eski yönetime yönlendirdi. Ayrıca yeni yönetim üzerindeki desteği arttırdı. Aynı zamanda yüksek harcamalar ve transfer beklentilerini sıfıra indirdi. Yaptığı camiaya sesleniş konuşmalarının birinde alacaklılarından birinin haciz konusunda ısrarcı olduğunu ve Fenerbahçe’yi karşısına aldığını belirtti. Aslında bu cümle bile Ali Koç’un mali konularda ne kadar doğru bir strateji izlediğini gösteriyor. Kimse milyonlarca taraftarı olan bir kulübü direkt olarak karşısına almak istemez. Alacaklılar işin kapalı kapılar ardında yürüyeceğini sanıyorken Ali Koç olayı kamuoyunun önüne taşıdı. Bu durum hem ismini açıklamadığı o şirketi hem de diğer şirketleri en azından bir süre daha beklemeye sevk etmiştir.

acun fenerbahçe tv

Ali Koç geleneksel ve sosyal medyayı olabilecek en aktif şekilde kullanarak kitlesi üzerinde var olan hakimiyetini ve imajını pekiştiriyor. Başkanlığa adaylığını koyduğu ilk andan günümüze kadar geçen ortalama 1 yıllık süreç boyunca hep doğru iletişim stratejilerini kullandı. Bu konuda hem kendisini hem de bu işin arka planında olan iletişim ekibini tebrik ederim. Ancak hepimizin bildiği bir gerçek var !

Kampanya ne kadar başarılı olursa olsun sahada aynı etkiyi gösteremiyorsanız çöküş kaçınılmazdır.

Muazzam bir bisküvi reklamı yaptığını hayal edin. Reklam gazete ve televizyonlarda yayınlandı. Görenler reklamı çok beğendi, bisküviyi almak için can atıyor. İnsanlar sabah işe giderken büfelere bisküvinizi soruyor ve cevap ;

YOK !

Marketlere bakkallara bakıyor maalesef ürün gelmemiş. Bu durumda tedarik konusunda patladınız ve müşteri gözünde imajınız çok kötü çizildi demektir. Yahut vaat ettiğiniz tat aslında bisküvide yok. Bu sefer inandırıcılık konusunda insanların gözünden düştünüz.

Daha açık ifade etmek gerekirse iletişim konusunda istediğiniz kadar başarılı olun eğer onu ufakta olsa bir başarı ile destekleyemiyorsanız maalesef halkla ilişkiler sizi çok uzun süre kurtaramaz. Fenerbahçe Kulübünün sahada aldığı kötü sonuçlar şuan için taraftarın çoğunluğu için kabul edilebilir olsa bile bir süre sonra taraftarın yanına gidip özür dilemek işe yarar olmayacaktır.

Ali Koç ve ekibini yaptığı iletişim çalışmaları ve bu alana önem vererek yapılabilecekleri tüm Türkiye’ye gösterdikleri için yürekten kutluyorum. Ancak her daim söylediğimiz gibi formül :

Kaliteli iş + Doğru iletişim = Başarı

aksi takdirde her zaman bir yanımız eksik kalır…

1996 yılında İstanbul’da doğdum. İlk ve orta öğrenimimi Küçükçekmece ilçesinde gördüm. 2015 yılında İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım bölümünü kazandım. Aktif olarak İstanbul üniversitesi Sosyal Girişimcilik Kulübü başkanlığı görevini yürütüyorum. Türkiye Kalite Derneğinin düzenlemiş olduğu Yaşam Kalitesi Yarışmasında projemle kategori birinciliği ödülünü aldım. Türkiye İhracatçılar Meclisinin düzenlemiş olduğu İhracat Fikirleri yarışmasında proje fikrimle birincilik ödülüne layık görüldüm. Sabancı iştiraki AkçanSA şirketinin düzenlediği Betonik Fikirler yarışmasında 10 finalistten biri oldum. Okul uygulama birimi olan Ajans İstanbul İletişimde ve Küçükçekmece Belediyesi Özel Kalem Müdürlüğünde staj yaptım. Güncel olarak anatolianpr web sitesinde markalaşma, sosyal medya ve dijital reklamcılık üzerine yazılar yayınlıyorum.

Cevap Ver

Lütfen Yorumunuzu Yazın
Lütfen İsminizi Girin