Galiba Slaytlandık

0
502

İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde eğitim kalitesine yönelik öğrenci tutumunu ölçmek amacıyla ders kapsamında yapmış olduğum araştırmanın kısa bir bölümünü sizlerle paylaşmak istiyorum. Araştırmanın bu kesiti “Slaytlansak da mı eğitilsek yoksa slaytlanmasak da mı eğitilsek?” sorusuna bir cevap niteliği taşıyor. Araştırma dahilinde 200 öğrenciyle anket çalışması yaptım. Öğrencilerin %92.5’i lisans ve %7.5’i yüksek lisans programlarında yer alıyor. Ankete katılanların %56’sını kadın, %44’ünü ise erkek öğrenciler oluşturuyor. Öğrencilerin %44.5’i Gazetecilik bölümünde, öğrencilerin %37.5’i Halkla İlişkiler ve Tanıtım bölümünde ve son olarak %18’i de Radyo Televizyon ve Sinema bölümünde okuyor.

Araştırma, çok uzun ve kapsamı geniş olduğu için sadece eğitim kalitesi hakkında fikir edinmemizi sağlayabilecek iki sonuca yer veriyorum. Öncelikle bu iki sonuca ulaşmayı sağlayan  varsayımlarım ve bu varsayımların anket sonucuna olan yansımaları şu şekilde:

1. Öğrencilerin, derslerin öğretmenler tarafından slaytlarda yazılı olan içeriğin aynen okunarak işlenmesinden dolayı dersin verimli geçmediğini düşündükleri varsayılmıştır.

Ankete katılan öğrencilerin bu görüşe verdikleri cevaplara bakıldığında öğrencilerin, %83.5’i akademisyenlerin, ders notlarını slayttan okuyarak ders işlemesinin öğrencilerin dikkatini dağıttığı ve ders akışını durağanlaştırdığı görüşüne katıldığını belirtmiştir. Öğrencilerin %9’u konu hakkında kararsız olduğunu ifade ederken %7.5’i de bu görüşe katılmadığını söylemiştir.

2. Öğrencilerin, slaytların sadece görsel öğelerin anlatımında kullanılmasını istedikleri varsayılmıştır.

Ankete katılan öğrencilerin bu görüşe verdikleri cevaplara bakıldığında öğrencilerin, % 84’ü slaytların sadece görsel öğelerin öğrencilere iletilmesinde kullanılması gerektiğine ilişkin ifadeye katıldığını belirtmektedir. Diğer öğrencilerin %9’u konu hakkında kararsız olduğunu belirtirken %7’si de bu görüşe katılmadığını ifade etmiştir.

Araştırmanın genel sonucuna ve yukarıdaki çıktılara baktığımda kaliteli bir eğitim için yeni düzenlemelere ihtiyaç duyulduğunu açıkça gördüm. Bu araştırmayı yapmamdaki en büyük amaç ise eğitim kalitesini ‘iyi’ ya da ‘kötü’ gibi kavramlarla vasat bir tanımlamayla açıklamak yerine öğrencilerin düşüncelerini anlamaya çalışmak ve eğitim kalitesine etki edecek olan düzenlemelerin yapılmasında öğrenci görüşlerinden de yararlanabilmesini sağlamaktır. Çünkü sonuçta üniversitelerdeki eğitim hiç şüphesiz öğrenciler için vardır.

Bu araştırmayı, sadece yazıların olduğu slaytların, kelimesi kelimesine mikrofondan okunup üstüne “Sesim geliyor mu?” denilen (Ses gelmese de olur slaytı biz de okuyabiliyoruz.) derslere girmiş olan öğrencilere adıyorum. 🙂

Cevap Ver

Please enter your comment!
Please enter your name here