İletişim Mezunlarının Gelecek Kaygısı

3
905

İyi kötü bir eğitim hayatından sonra kendini üniversiteye atan bireylerin çoğunda bir hayal kırıklığı başlıyor. Bunun asıl sebebi şu sınavı bir atlatsam gözüyle bakarken hayata aslında üniversiteye giriş sınavının sadece başlangıç seviye olduğunu anlıyoruz. Üniversite hayatının ilk iki yılı çoğumuz için rehavet içinde geçiyor. İlk sene bir heves etkinlik, kulüp üyeliği gibi şeyler kovalayıp sonra onları boşluyoruz. Ne zaman yaş kemale erip mezuniyet yaklaşıyor ülkemizin asıl problemi olan işsizlik gerçeği yüzümüze çarpıyor.

İşsizlik ülkemizde herkes için var ama bir iletişim mezunu için çok daha fazla var. Hatta iş bulabilmek çok yetenekli değilseniz ya da tanıdıklar yoksa oldukça zor. Herkes size staj yapmanızı tembihler ancak daireden bozma ufacık ajanslar sizleri almak için tecrübe, yabancı dil, bilgisayar programlarına hakimiyet gibi dünya kadar özellik isterler. Bu isteklerine karşı size sundukları ise YOKTUR !

Evet yoktur, size hiçbir şey sunmazlar. Yol parası vermezler, yemek ücreti vermezler, sigorta muhtemelen yapmazlar. Mayış nerede mayış diye düşünüyorsanız o zaten yoktur. Sonuçta sizi işe alıyorlar ve iş öğreneceksiniz şöyle bir 6 ay kölelik yapmak zorunuza gitmemeli.Maalesef çoğu iletişim öğrencisi bu şartları kabul etse bile iş veya staj bulamıyor. Çünkü rekabet çok çetin düzeylere yükseldi.

İletişim mezunları arasında aslında hiç bir fark yok. Gazetecilik okuyanda iş bulamıyor sinema televizyon okuyanda halkla ilişkiler okuyanda. Hepsinin ortak özelliği mesleklerini bu işin okulunu okumamış ancak bu iş yetenek işidir deyip araya kaynamış geneli torpilli zevatlara kaptırmış olmaları.

Sektörde inanılmaz bir ego var. Reklam tarafına yönelecek olsanız adeta bir tarikat gibiler. Öyle elime cv alayım kapı kapı gezip kendimi ispat ederim durumu masallarda oluyor. Eğer tanıdık yoksa sizi o tarikata kabul etmiyorlar. Halkla ilişkiler ajansı ise çölde su bulmak kadar zor. Çoğunun sadece adı halkla ilişkiler yaptıkları değil.

işsizlik

Ortaçağ, yakınçağ derken adeta iletişim çağındayız. Herhangi bir etkinliğe katılıp büyük girişimcileri dinlerseniz en önemli meslekler arasında iletişime sayacaktır. Yakın gelecekte öneminin çok daha artacağını ekleyerek.. Buna rağmen iletişimci özelde tutunamıyor. İşin devlet kısmı ise daha vahim. Geçtiğimiz günlerde açıklanan 20 bin öğretmen alımında halkla ilişkilere ayrılan kontenjan 1 ! Yani milli piyango gibi. Medya okuryazarlığı dersini biz verelim olayı ise yılan hikayesi olmuş durumda. Akademide kalayım derseniz herhangi bir üniversitenin kadro sayfasını açın ve kaç öğretim görevlisinin soyadları aynı kontrol edin. Yani size tezgah açtırmazlar.

Gönül ister güzel şeylerden bahsedelim ancak ülkenin mevcut durumu. Üniversitelerin verdiği mezun sayısı ile sektörün talebi arasında uçurum var. Her yere üniversite açıldı, kontenjanlar arttırıldı, açıköğretimde halkla ilişkiler okumayanı dövdüler, belediye kurslarından çıkan kendini pr uzmanı zannediyor. Bu kadar kişi gerçekten iletişimci mi ? Peki bu kadar kişiye iş var mı ? Yada bu kadar kişinin önümüze geçmesi gerçek iletişimcileri sıkıntıya sokar mı ?

anket

Geçen gün sosyal medya üzerinden yaptığım ankette insanların mezun olduktan sonra yapmak istedikleri ilk şeyin yüksek lisansa başvurmak olduğunu gördüm. Peki gerçekten bu kadar insan bilimi sevdiği için mi yüksek lisans yapmak istiyor. Yoksa yaklaşmakta olan kötü sonu biraz daha ertelemek belki bir ihtimal çıkış yolu bulmak için mi ? Bunları düşünelim umutsuzluğa kapılmadan mesleğimiz ve kendimizi geliştirmek için uğraş verelim. Mümkünse kendi işimizi ufaktan freelance olarak yapabilecek yetenekler kazanalım. (photoshop, video montaj, web tasarım, editörlük, içerik üretimi vb) Yeteneklerimizi ne kadar arttırabilirsek belki bu ülkede mesleğimizin kıymetinin bilindiği zamanları göremeyiz ancak kıymet bilinen coğrafyaların kapıları bizlere açılabilir.

İletişim çağında iletişimcilerin mutfaktaki sarı bez muamelesi görmediği günler umuduyla, sevgiyle kalın…

 

1996 yılında İstanbul’da doğdum. İlk ve orta öğrenimimi Küçükçekmece ilçesinde gördüm. 2015 yılında İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım bölümünü kazandım. Aktif olarak İstanbul üniversitesi Sosyal Girişimcilik Kulübü başkanlığı görevini yürütüyorum. Türkiye Kalite Derneğinin düzenlemiş olduğu Yaşam Kalitesi Yarışmasında projemle kategori birinciliği ödülünü aldım. Yine geçtiğimiz kasım ayında Türkiye İhracatçılar Meclisinin düzenlemiş olduğu İhracat Fikirleri yarışmasında proje fikrimle birincilik ödülüne layık görüldüm. Güncel olarak anatolianpr web sitesinde markalaşma, sosyal medya ve dijital reklamcılık üzerine yazılar yayınlıyorum.

3 Yorumlar

  1. Yapılmayan bir imla hatası daha kaldı mı? İletişimci önce yazmayı öğrenmelidir. Sonra öğrenmesi gereken mesele ise hiçbir üniversiteden yeni mezun kişinin plazanın en üst katında koltuk bulamayacağıdır. İletişim ise zor bir noktadadır bu doğru ancak bu zorluk iş bulma sorunu piyasanın iletişime sırt çevirmesinden ötürü değildir.
    İletişim zirveye oynamaktır. Bir kurumun devlet ise Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği özel ise Kurumsal İletişim Departmanı merkezde, en üst noktadadır. Buraya çıkmak isteniyorsa birazcık ezilmeyi insanlar göze almalıdır.
    Son bir nokta ise yine iletişim her şeyi barındıran bir bilimdir. Yani buradan çıkıp her şeyi yapabilirsiniz. Tabii ki teknik olanı hariç tutarak. O sebeple iş vardır, bir tek vizyonun biraz daha geniş tutulmasına ihtiyaç vardır. Kimse size acımakla yükümlü değildir. Hele devlet hiç değildir. Sırf şu fakültenin öğrencileri iş yok demesin diye kamunun parası harcanıp da kaynak ayrılamaz. Bu kimsenin hakkı değildir. O para milletin parasıdır.

  2. Bu gençler imla hatası yapmamayı öğrenip düzeltebilir ama sizin gençleri azarlar gibi olan kötü üslubunuz asla düzelmez. Sektörün gençler yani yeni mezunlar için bir bataklık olduğu gerçeğini kabul etmeyip bataklık seviciliğine girişmeniz enteresan. İnsanlar ezilmeye sömürülmeye alışmış olabilir ama bu ülkenin geleceği olan parlak beyinlerden bu duruma alışmasını da artık beklemeyin. Devlette çalışmaya ya da devlet bütçesine gelecek olursak da evet o para milletin parasıdır. Peki Halkla İlişkiler mezunu gençler bu milletten değil mi? Tanzanya’nın milletinden mi?

Cevap Ver

Lütfen Yorumunuzu Yazın
Lütfen İsminizi Girin