Modern markalar yeni stratejilerini Lovemark olmak üzere yoğunlaştırdılar. Her marka kendi alanında Lovemark olabilmek için birbirleri ile yarışır hale geldi. Peki ” Lovemark “ nedir ? Nasıl “Lovemark“ olunur?

Lovemark’ ın kelime anlamına bakacak olursak “Marka Aşkı” olarak tanımlanan bu kavram bizlerin herhangi bir markaya karşı duyduğumuz duygusal yakınlığı ifade eder. Lovemark kelimesi Saatchi & Saatchi’nin CEO’su Kevin Roberts tarafından aynı adı taşıyan kitabıyla 2005 yılında pazarlama sözlüğüne girmiştir. Kitapta bir markanın müşteriyle aşk yaşadığını anlatır. Roberts lovemark sözcüğünden şöyle bahseder: “Bir markanın, tüketicinin gözünde hem sevgi hem saygı kazanabilmesidir.”

Markalar ürünlerini, hizmetlerini, satabilmek kar elde edebilmek, kısacası ticari fayda elde edebilmek adına reklamlar, halkla ilişkiler çalışmaları ve pazarlama faaliyetlerine büyük bütçeler ayırırlar. Bu faaliyetler ile markaların ulaşmak istedikleri iki önemli hedefi vardır. Bunlardan ilki; markanın ürettiği ürün veya hizmeti satabilmek, ikincisi ise kendi kullanıcı kitlesini oluşturarak sadık müşteriler elde etmektir. Markalar bu sayede yapmış oldukları tanıtıcı, özendirici faaliyetler ile diğer markalar arasından sıyrılıp bir kendini daha üst bir noktada konumlandırır. Bu da müşterilerin o ürünü ve markayı kullandıklarında bir ayrıcalık elde ettiği hissine kapılmasına ve o markaya bir sempati, yakınlık ve hatta aşk duymasını sağlar. Bu sadece o  markanın ürününü alabilecek maddi gücü olanların duyduğu sempati ,aşk değildir. İnsanlar o markanın ürününü alacak maddi güce sahip olmasada o ürüne bir sevgi ve saygısı vardır. Mesela yüzlerce araba markası varken Volkswagen, Bmv, Mercedes, onlarca telefon markası varken Apple yine bir o kadar kahve markası varken Starbucks’ın tercih edilmesinin tek sebebi bu markaların müşterilerinin kalplerine dokunabilmesi ve duygularına hitap edebilmesidir. Bu da onların Lovemark olabilmelerini sağlıyor.

Lovemark olmanın markalara sunduğu yararlar ve fırsatlar neler?

Lovemark olmanın markalara sunduğu en önemli yarar tercih edilebilirlik noktasında markayı ilk sıraya taşımasıdır. Böylece bir müşteri bir ürünü alırken aklına ilk olarak x markası gelirken diğer markaların ürettiği ürünleri görmezden gelir.

Lovemark olmuş bir markanın ürününü alan biri sadece o ürünü almış olmaz o ürünle beraber bir prestij, kalite ve yaşam tarzı satın almış olur. Bu nedenle aynı ürün kategorisinde yer alan markaların belirlediği fiyatın her zaman üstünde bir fiyat belirleyebilir ve buna itiraz dahi olmaz.

Lovemark olmuşsanız reklam ve pazarlama çalışmaları hiç olmadığı kadar kolaylaşır ve bir ürünü satmak için sadece tanıtmanız bile yeterli olur.

Ayrıca Lovemark olmuş bir markanın ürününü satın alan kullanıcı yeri geldiğinde o ürünün hatalarını, kusurlarını görmezden gelebilir ve bu bir marka için parayla satın alınamayacak düzeyde önemli bir değerdir.

Ülkemizde ise pek fazla örnek vermek mümkün olmamasına karşılık araştırma şirketi Ipsos ve Türkiye pazarlama ve iletişim endüstrisini dünyanın en yaratıcı isimleri, fikirleri ve işleriyle buluşturmayı hedefleyen başarılı organizasyon Brand Week, ülkemizde her yıl ‘Lovemark Ödülleri’ düzenliyor.

Geçen yılın Türk Lovemark’ları

 

İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım bölümü öğrencisiyim. Halkla İlişkiler, Dijital ve Sosyal Medya, Kurumsal İletişim ve Reklamcılık gibi iletişim sektörü alanında yazılar yazmaktayım. Sosyal sorumluluk, girişimcilik ve teknoloji odaklı projeler ile “Vestel”, “Kalder”, gibi önemli şirket ve derneklerle beraber çalışarak çeşitli kazanımlar ve deneyimler elde ettim. Kurucusu olduğum İstanbul Üniversitesi Sosyal Girişimcilik Kulübü’nün başkan yardımcısıyım ve “Sosyal Girişimcilik” üzerine çalışmalar yürütüyorum. Güncel olarak iletişim ve teknoloji alanındaki gelişmeleri yakından takip ederek çalışmalarıma ve kendimi geliştirmeye devam ediyorum.

Cevap Ver

Lütfen Yorumunuzu Yazın
Lütfen İsminizi Girin