Ne çektin be PR’cı, halkla ilişkileri konu komşuya anlatacaksın diye şekilden şekle girdin. Girdin de ne oldu? Yine millet bildiğini okudu.

Doğrusunu Bilene Helal Olsun

İngilizcesi Public Relations olan Halkla İlişkileri bilmeyen yok maşallah. Peki, o zaman üniversitelerde neden halkla ilişkiler bölümü var? İyisi mi siz halkla ilişkileri gerçekten bir bilene sorun. Mesleğini seven başarılı bir halkla ilişkiler uzmanı tanımlaması zor olsa da size halkla ilişkilerin ne olduğunu anlatır. Halkla ilişkiler her işte olduğu gibi sevmeden yapılabilecek bir meslek değil. Evet, mesleğini seviyorsun ama ‘’Yahu siz ne iş yapıyorsunuz?’’ diyen hısım akrabaya da öyle kolay anlatamıyorsun mesleği. Çünkü zaten meslek içerisinde birçok alt dala ayrılıyor. Halkla İlişkiler nam-ı diğer PR, Pazarlama Yönlü Halkla İlişkiler ve Kurumsal İletişim olarak ikiye ayrılıyor. Örneğin, Kurumsal İletişim içerisinde etkinlik yönetimi, kriz iletişimi, kurumsal sosyal sorumluluk, finansal iletişim, lider iletişimi, spor iletişimi, kültür-sanat iletişimi, sosyal medya iletişimi, iç iletişim gibi spesifik alanlara ayrılıyor. Kurumsal iletişimcinin ise bu alanların hepsine hâkim olması gerekiyor. Eee haliyle bu kadar farklı işi bir arada yapan birisinin mesleğini karşı tarafa anlatması da biraz zor oluyor.

‘’PR, bir kurumun bütün iletişim faaliyetlerini stratejik olarak…’’ Ney Ney Ney Neylerini Dedin?

Çevredeki insanlar mesleği ‘’Halkla ilişki kuruyorsun işte, ne var bunda ben de halkla ilişki kuruyorum. Ben de halkla ilişkilerci oluyorum o zaman.’’  gibi sözlerle yanlış bir yöne doğru çekiyor. İşte tam burada halkla ilişkilercinin devreye girip mesleğini anlatma sırası geliyor. Geliyor da nasıl anlatacak? Daha cümlenin ortasında başka bir şeyi açıklamak zorunda kalıp tanıma öyle devam etmek zor tabii. İyisi mi herkesin anlayacağı şekilden anlatmaya kalkışıyorsun sonunda. Annene babana ayrı, komşuya ayrı, dedene ninene ayrı, arkadaşına ayrı kısacası bakkala ayrı çakkala ayrı anlatıyorsun mesleği. Ne kadar verimli bir anlatım oluyor orası bilinmez ama en azından herkesin kafasında ne yaptığın biraz olsun beliriyor.

Siz= Anne hani sen misafirlere gururla ‘’Benim kızım İstanbul Üniversitesi’nde okuyor.’’ diyorsun ya burada müşteri benim, misafirler medya,  sen ise PR’cısın. Amaç misafirlerin bunu diğer tanıdıklarına da söylemesi.

Anneniz= Tamam, kalk soğanları doğra.

Siz= Mukaddes teyze (komşu) sen altın gününde tek tek eşyalarını nereden aldığını anlatıyorsun ya burada misafirler medya sen ise hem müşteri hem PR’cısın, yani kendi PR’ını yapıyorsun. Amaç kaliteli markalardan oluşan eşyalarınla kendinden söz ettirmen.

Mukaddes Teyze= Kendimi ne yapıyorum ben çocuğum?

Siz= Sabri dayı (bakkal) şimdi sen yeni bir deterjan getirdin ve onu bir müşterine anlattın. Şöyle lekeleri çıkarıyor, bem beyaz ediyor çamaşırları diye anlattın. Müşterin de bakkaldan çıktıktan sonra yolda gördüğü komşulara falan senin anlattıklarını anlatıp deterjanı gösterdi. Komşular da merak edip gelip deterjanı senden satın aldı. Burada deterjanı anlattığın ilk müşterin medya, deterjanın iyi olduğunu duyan komşular müşterin, sen ise PR’cısın.

Sabri dayı= Deterjanın parasını ben alıyorum dimi ?

4 Yorumlar

Cevap Ver

Please enter your comment!
Please enter your name here