Üniversite’de Halkla İlişkiler ve Tanıtım bölümünde okuyorsan eğer, önce şuna karar vermen gerekir: “Ben gerçekten bu mesleği yapmak istiyor muyum?” Bu soruya cevabınız eğer “Hayır” ise sakın hala bu bölümde okumaya devam etmeyin. Bölümü sadece parasal kaynaklı olarak düşünüp (ki para falan da yok öyle abartıldığı gibi) mezun olunca da “Ne iş olsa yaparım?” diye içinden geçiriyorsan, geçirme. Çünkü  zorlu iletişim sektörü içerisinde nitelikli kişilerin bile zar zor iş bulabildiğini düşününce sen sana uygun olmayan mesleğin sektöründe şeker gibi erirsin. Hangi mesleği yapmak istiyorsan o mesleğin akademik programından mezun ol. Evet, bu zor olan yol ama kolay olan hiçbir şey yok! Bu durumda, “Eeeee ama herkes mezun olduğu bölümle ilgili bir meslekte çalışmıyor ki!” derseniz de size annelerimizin ünlü sözüyle cevap veririm, “Herkes kendini camdan aşağı atsa sen de mi atacaksın?”. Düşünsenize mezun oldunuz ve çalıştığınız yerde herkes işinden alakasız bölümlerde okumuş, kimse yaptığı işten dolayı mutlu değil, böyle bir ortamda neredeyse hayatınızın yarısını geçirmeyi ister misiniz?

Bir diğer popüler konu ise, iletişim sektöründe iletişim mezunu hariç herkesin çalışıyor olması sorunu. Evet, bu iletişim mezunları için çok büyük bir sorun. Ancak iletişim öyle bir disiplin ki bana göre hem doğuştan gelen bir yeteneğe hem de entelektüel yapıya sahip olan eğitimli kişilerin çalışabileceği bir alan. Örneğin, bir iletişim mezunu kişinin gündemden haberi yoksa, kültür-sanatla alakası yoksa, siyaseti takip etmiyorsa, ekonomi hakkında temel bilgilere sahip değil ve ekonomiyi takip etmiyorsa, dünyada neler oluyor haberi yoksa, bilimi takip etmiyorsa, sosyal ve psikolojik alanlara dair okumalar yapmıyorsa, eleştirel düşünüp sorgulayamıyorsa  elbette sektörde ona değil tüm bu konulara hakim olan kişiyi (mühendislik mezunu olsa da) işe alacaklar. Dolayısıyla sadece iletişim mezunu olmak bir işe yaramıyor, ‘iletişimci’ olarak mezun olmak gerekiyor. Bana göre zaten bu alana yatkın olan kişin iletişim fakültesinde okuyor olması onun kendisini daha da geliştirmesini sağlıyor. İşin torpil boyutu yok mu, var ama bu gerçekten nitelikli olan kişinin iş bulmasına bir engel değil.

Başka bir gerçek ise İngilizce bilmeme problemi. Evet, ister kabul edelim ister etmeyelim sektör İngilizce bilen kişileri işe alıyor. Haaa işe alındıktan sonra ofisten içeri “Hiiii, what’s up guys?” diyerek mi giriyorsunuz? Hayır. Ama bir takım işlerde gerekli olduğu için şirketler İngilizce, bilen kişileri işe almayı oldukça önemsiyor.

Bu kadar çok konuştuktan sonra, “Ben halkla ilişkiler öğrencisiyim, bölümü mesleğin şartlarını bilerek seçtim. Peki okurken kendimi nasıl geliştirebilirim?” diyen halkla ilişkiler öğrencileri için aşağıdaki maddeleri sunuyorum:

  • Öncelikle sabah uyandığınızda gündemi (sevin ya da sevmeyin) farklı gazeteleri okuyarak takip edin. Mail kutunuzu, kontrol edin. (Ben şirket CEO’su muyum, bana hiç mail gelmiyor ki neyi kontrol edeyim? diyebilirsiniz ancak bu sizin bir alışkanlık edinmenizi sağlayacaktır.) İş hayatına atıldığınızda bu alışkanlığın faydasını göreceksiniz.
  • Nerede ne sergisi, ne konseri, ne filmi, ne tiyatrosu var bilin ve imkanınız olanlara mutlaka gidin. Ve ne olur sadece gidip bir kayıt cihazı gibi izleyip dönmeyin! Beğendiğiniz şeyleri, ilginizi çeken şeyleri ve etkinliğin size düşündürdüğü şeyleri sorgulayıp bunları bir kağıda ya da zihninizde bir yere yazın. Bu sizin düşünce yapınızı ve bakış açınızı geliştirecektir.
  • Tanıdık ya da tanımadık insanlarla merhabalaşın, günaydınlaşın.
  • İnsanların, çevrenizin sorunlarını görün ve bireysel olarak da olsa bu konulara karşı duyarlı faaliyetler içerisinde olun.
  • Fakültede öğrencilerin çalıştığı ajanslarda gönüllü olarak çalışın.
  • Sektörde stajyer olarak çalışmaya okurken başlayın.
  • Gazeteci gibi düşünebilmeyi, haber ve bülten yazmayı öğrenin.
  • Fotoğraf çekmeyi öğrenin. (Bu size iş hayatında bir reklam çekimi ya da ürün fotoğraf çekimi gibi yerlerde lazım olacaktır.)
  • Halkla ilişkiler sektörünü, sektöre ait dergilerden ve online kanallardan takip edin.
  • Photoshop, Indesing, Adobe gibi programları kullanmayı bir kursla ya da kendi imkanlarınız dahilinde temel düzeyde öğrenmeye çalışın. (Ne yazık ki bölümümüzde bu duruma yönelik dersler yok.)
  • Kesinlikle öğrenci kulüplerine girin, orada yaptığınız çalışmalar sizi geliştirecektir.
  • Sertifikalı eğitim programlarına katılın ama sakın bunu sırf sertifika almak için yapmayın. O eğitimden neler öğrenebileceğinize bakın.
  • Bir Linkedin hesabınız mutlaka olsun. Bu platformda kendi mesleğinizden olan profesyonel iş hayatında aktif ve tanınan kişiler ile bir network ağı oluşturun.
  • Kitap okuyun demeyeceğim, çünkü bu zaten hayatın bir parçası.
  • Olaylar karşısında çözüm adaklı olun. Sorunu herkes çıkartır, önemli olan bir çözüm bulup onu uygulamaya geçirmek.
  • Empati, empati, empati. İletişimcide olmazsa olmaz özelliktir.
  • Araştırın. Duyduğunuz bir şeyi, yolda geçerken tabelada yazan bilmediğiniz bir sözcüğü… her şeyi araştırın ve merak edin.
  • Son olarak kendinize ve çevrenize ne kadar saygılı olursanız aynı ölçüde iyi bir iletişimci olma yolunda kendinize bir temel hazırlamış olursunuz.

Cevap Ver

Please enter your comment!
Please enter your name here