Savaş Çıkaran Gazeteler

0
321

Günümüzde medyanın nasıl bir öneme sahip olduğu ve etkisi herkes tarafından bilinmektedir. Özellikle yeni medya ürünü olan sosyal medya en etkili iletişim aracıdır. Sosyal ve kültürel alanlarda büyük bir etkiye sahip olduğunu bildiğimiz sosyal medyanın “Arap Baharı” olaylarından da hatırlayacağımız üzere siyasi alandaki etkisi kuşku götürmez bir gerçektir. Birbirinden habersiz kitleleri buluşturan ve örgütlenmesine olanak tanıyan bu mecra, devlet yönetimlerinin el değiştirmesine neden olmuştur.

 Medyanın bu alandaki etkisine yakın tarihte tanıklık ettiğimiz için “Arap Baharı” örneğini hepimiz verebiliyoruz. Tarihte ise Arap Baharı olayları gibi medya yoluyla büyüyen birçok olay bulunmaktadır. Bu yazıda sizleri medyanın kitleler ve devletler üzerinde yarattığı etkinin en eski örneklerinden birine, 1898 Küba Savaşı’na götüreceğiz.

Amerika kıtasının kâşifi Colomb’un 1498’de keşfettiği kıtada bulunan Küba, o tarihten başlayarak yaklaşık 400 yıl İspanyollar tarafından sömürülmüştür. Küba’ya ilk ayak basıldığı andan itibaren yerel halk sömürgeleştirilmiştir. Halk büyük bir kıyıma uğrayarak çalıştırılmak üzere Afrika’dan köleler getirilmiştir. (Günümüzde 11 milyon nüfusu olan Küba’da melezlerle birlikte yerli nüfus sadece 400 bin civarındadır. Küba’nın 500 yıl önce adaya ayak basıldığında 100 bin ile 200 bin arasında bir nüfusu olduğunu hesaba katmalıyız) 400 yıllık İspanyol sömürüsüne aralıklarla başkaldıran Kübalılar bunların en büyük etkilere sahip olanına 1895 yılında başlamıştır. Bu başkaldırı büyünce İspanyol komutan Weyler binlerce Kübalıyı kamplarda esir etmiştir. Kırsal bölgeleri serbest atış alanı ilan ederek sorgusuz infaza başlamıştır. Bu olaylar isyancıların bağımsızlık için her zamankinden daha ateşli olmalarına neden olmuştur.

Aynı tarihte Amerika’da ise yeni bir gazetecilik türü ortaya çıkmaktadır. Bu yeni gazetecilik türü kitle gazeteciliğidir ve iki önemli ismi bulunmaktadır. Savaşmak için Amerika’ya gelip gazetelerde çalışmaya başlayan ve daha sonrasında satın aldığı “World” gazetesiyle büyük başarı sağlamış olan Macar asıllı Joseph Pulitzer ve babasından miras kalan maden ocaklarını satarak “Morning Journal” gazetesini kuran William Hearst kitle gazeteciliğinin ortaya çıkışındaki en etkili isimlerdendir. Bu iki isim, o güne kadar alışılagelmiş gazetecilik anlayışı olan fikir gazeteciliğini sonlandırıp, sıkıcı ve uzun yazılardan çok sansasyonel haberle ilgi çeken gazetecilik anlayışı olan kitle gazeteciliğini (bulvar gazeteciliği olarak da adlandırılmaktadır) ortaya çıkarmışlardır. Bu gazeteler için tiraj hayati bir noktada bulunmaktadır. Tiraj kaygısı Pulitzer ve Hearst arasında büyük bir rekabete de neden olmuştur.

Sansasyonel haber peşinde koşan bu iki gazete arasındaki tiraj kavgası Kübalıların İspanyol sömürge güçlerine başkaldırması ile zirveye ulaşmıştır. 1895 yılında isyanın başlamasıyla kamuoyu İspanyolların dehşet verici öyküleriyle süslenmiştir. Kamuoyu gazetelerin haberlerinden oldukça fazla etkilenmiştir. Tirajı Küba haberleriyle milyonları aşan bu gazeteler hükümet ve senato üzerinde de etki kurmuştur.

İspanyol askerlerin vapurda Amerikalı bir turisti aradığına dair haberin görseli. Savaş öncesi gazeteler İspanyolların zorbalıklarını işlemekteydi.

Küba’da büyük yatırımlara sahip olan Amerikalı tüccarlar da başından beri Birleşik Devletlerin olaylara müdahil olmasını istemektedir. Amerikan hükümeti bir tepki ortaya koymak için Küba’da bulunan Amerikan vatandaşlarını almak üzere Maine isimli bir savaş gemisini Havana’ya göndermiştir. Havana limanına demir atan gemi 15 Şubat 1898 gecesi büyük bir patlama ile denizin dibine gömülmüştür. 250’den fazla Amerikan askerinin hayatını kaybettiği bu feci olay Amerika’yı derinden sarsmıştır. Bütün gazeteler İspanyollara nefret püskürmüş ve bu olaydan İspanya’yı sorumlu tutmuştur. William Hearst ise her zamanki gibi İspanyol sömürgeciliğine karşı ağır suçlamalarla okuyucuyu gazetesine çekmiştir. Sürekli olarak sömürgeci İspanyollarla ilgili tüyler ürpertici hikayelerin yazıldığı gazetede İspanyol General Weyler şeytanın dünyadaki elçisi olarak gösterilmiştir.

Hearst bunların hiçbiriyle yetinmeyerek müthiş bir plan yapmıştır. Medyanın kitleler üzerindeki etkisi konulu her konuşmada geçen ve çeşitli şekillerde çarptırılmış olay derinlerinde Amerikalı tüccarların ne denli cüretkâr olduğu konusunda izler barındırmaktadır. Hearst gazetesinde haber yapabileceği ve bunu bir zaman sürdürebileceği ayrıca satışları da artıracak bir olay peşine düşmüştür. Bu arayışın sonunda bir fahişenin Küba’ya gitmesini sağlamıştır. Fahişeden Küba’da İspanyol askerlerle birlikte olması istenilmiştir. Fahişe İspanyol askerlerle birlikteyken fotoğraflanıp gazeteye gönderilmiştir. Fahişe ülkesine döndüğünde Hearst tarafından rahibe kıyafetleriyle giydirilerek fotoğrafları çekilmiştir. Haberlerde ise İspanyol askerlerin bir rahibeye tecavüz ettiği anlatılmış ve nefret söylemleri eklenmiştir. Fahişe ise ülkesinde kahraman bir rahibe olarak görülmüştür. Hali hazırda bir kıvılcıma bakan savaş, geminin batırılması ve uzun süredir kamuoyunun hükümete baskıda bulunmasıyla başlamıştır. Hearst yayınlarında kullandığı dille ve yayıncılık anlayışıyla “haber gerçeğin kurgulanmış halidir” tanımının oluşmasına öncülük etmiştir.

İspanya ve Kübalı isyancılar arasındaki savaşa birden Amerika dahil olmuştur. Amerika üç kez Küba’daki İspanyol kuvvetlere müdahale etmiştir. Müdahaleler sonucunda zor durumda kalan İspanya var olan iç sorunlarının da etkisiyle Paris Antlaşmasını imzalamıştır. İspanya bu antlaşma ile Küba’daki tüm haklarından vazgeçmiştir. Ayrıca Porto Riko ve Guam Adalarını da Amerika’ya bırakan İspanyollar, Filipinler üzerindeki egemenlik haklarını 20 milyon dolar karşılığında Amerika’ya devretmiştir. Amerika bu kazanımlar sonucunda deniz aşırı bir devlet haline gelerek uluslar arası arenada güçlü bir konum elde etmiştir.

Amerikalıların Amerika’dan sonra işgal ettiği yerlerden biri olan Küba da, günümüzde olduğu gibi Amerika’nın barış ve huzur söylemlerinden nasibini almıştır.

“Amerikalı askerlerin birçoğu, o kovboy filmlerinde yansıyan karakterler gibi düşük moralli, serseri mizaçlı, halka saygısız saldırgan ve ırkçı düşüncelere sahip tiplerdi. Irkçı düşünce yapısına sahip Amerikalılar, Küba halkının yaklaşık yarısının Afrika kökenli siyahlardan oluştuğunu görünce, küstahlıklarını, aşağılamalarını, saldırganlıklarını daha da arttıracaklardır. Irkçı düşünceleri ile Amerikalılar, böyle bir toplumun kendi kendisini yönetebileceğine inanmıyorlardı. Bu hastalıklı düşünceleri, Küba’yı sömürgeleştirme hesaplarını meşrulaştırıp kendi gözlerinde kendilerini haklı çıkarmalarına yardımcı oluyordu.” (1)  Bütün bunları Amerikan halkına anlatma görevi ise elbette gazetelere düşmüştür. Savaşa girmek için yapılan manipülasyonları düşünürsek, Küba’yı elde tutmak için neler söylenebileceğini daha iyi tahmin edebiliriz.

“Küba halkı, İspanya’dan kurtulmaya çalışırken, ABD emperyalizminin eline düşmüştü. Türkçe ifadesiyle Küba halkı, “yağmurdan kaçarken doluya yakalanmıştı.” İspanyol sömürüsüne başkaldırmış, bundan kurtulmak için ağır bir emek sarf etmiş, ve en değerli evlatlarının canını vermiş olan Küba halkı, bu kez de İspanya’dan çok daha güçlü ve acımasız emperyalist bir merkezin, ABD’nin kolonisi haline gelmişti.” (2)

Sonuç olarak görüldüğü üzere her dönemde toplumlar için büyük bir etkiye sahip olan kitle iletişi araçları 1898 Küba savaşında da önemli bir yer edinmiştir. İspanya ve Küba arasındaki savaşa Amerika’nın dahil olmasında geminin batırılması gibi askeri nedenler etkili olmuşsa da, asıl etken Hearst ve Pulitzer’in yayınlarıdır. Ayrıca Amerikalı tüccarların menfaatleri doğrultusunda haberler yaptırabildiği ve günümüzde de bu özelliğini muhafaza ettiğini gördüğümüz kitle gazetelerinin tiraj ve çeşitli menfaatler uğruna neler kurgulayabileceği daha iyi anlaşılmaktadır.

Hearst’in fahişeyi rahibe olarak göstermesi ve savaş için komuoyu oluşturması “haber gerçeğin kurgulanmış halidir” ilkesine en güzel örnek olarak karşımıza çıkmaktadır.

Ayrıca Orson Welles’in Citizen Kune (Yurttaş Kane) adlı filmi Hearst’in hayatından ilham alınarak çekilmiştir. Hearst bundan çok rahatsız olmuşsa da konuyu daha iyi anlamamız açısından izlenmesi faydalı olabilir.

(1),(2) http://www.sinbad.nu/kubadevr.htm

Cevap Ver

Please enter your comment!
Please enter your name here