Taze PR Tanımı

0
241

“Şu PR’ı sarımsaklasak da mı yapsak yoksa tanımlasak da mı yapsak?”

(Yeterince sarımsaklı biz tanımlasak daha iyi olur)

Halka İlişkiler. Ülkemizde bir türlü anlaşılmayan ve yanlış anlatılan, hatta içerisinde bir çok iş başlığına sahip olduğu için herkesin anlayabileceği bir tanımının olmadığını savunanların olduğu güzide meslek. Kendimce mesleğin ne olduğunu herkesin anlayacağını düşündüğüm halkla ilişkiler tanımı ile kısaca açıklıyorum.  

Ne yazık ki hep türlü bahanelerle kimse elini taşın altına koyup herkesin anlayabileceği bir meslek tanımı oluşturmamış. Elbette birçok tanımı yapılmış ancak bu tanımları sadece belirli kişiler anlayabilmiş. Örneğin Halkla İlişkiler bölümünde okuyan öğrenciler bile mezun olunca ne iş yapacağını bilmiyor. Önlerinde ezber birkaç tanım var o kadar. Eeee tabi ki bu öğrenciler mezun olunca iş bulamaz, mesleğin ezberlediği tanımını kendi dahil kimse bilmiyor. Sonra gençler bir bakıyor ki hastanede, bankada, özel kurumlarda bir tabelada “Halkla İlişkiler” birimi yazıyor. Genç gidip bakıyor bu birime ama görüyor ki sadece şikayet alınan, telefona bakılan, yol tarifi verilen, bilgi verilen aslında “Danışma” birimi olan bu yerin adı da halkla ilişkiler! Ne güzel, sen okulu oku bitir, işsiz kal ama başkaları hem senin mesleğini okul okumadan yapsın hem de aslında senin mesleğinin adını danışma birimiyle değiştirsinler! Bu konuda kurumların da bir suçu yok, onlar da bilmiyor çünkü halkla ilişkiler nedir ne değildir. Kulağa hoş geldiği için danışma birimi demektense halkla ilişkiler diye yazıyorlar oraya. İşte bu yüzden bu kadar önemli halkla ilişkilerin ne olduğunu herkesin anlayabilmesi, anlatabilmemiz. Bir başka çok bilinen örnek ise orta halli ya da büyük bir kurumda çalışmaya başlıyorsunuz. Bu kurumda da halkla ilişkiler “İnsan Kaynakları” departmanı olarak geçiyor ya da bu departman içinde 2 kişinin yaptığı İK süreci olarak sayılıyor. Çünkü herkes diyor ki “Halkla ilişkiler okumuşsan İnsan Kaynakları departmanında da çalışırsın” Yok aslında böyle bir dünya… İkisi birbirinden farklı süreçlere sahip, farklı görevlere, iş içeriğine sahip ayrı departmanlar.

Diğer bir nokta ise bence, mesleğin herkesin anlayabileceği bir ortak tanımının yapılamayacağını söyleyen kişilerin esasen herkesin bu mesleği öğrenip yapacağından korktuğu için mesleği gizemli, anlaşılmayan ve herkesin anlayamayacağı bir meslekmiş gibi görünmesine neden olması da mesleğin anlaşılmasının önüne ket vuruyor. Ancak unuttukları bir şey var ki o da şu; örneğin herkes doktorların ne iş yaptığını biliyor ama herkes doktor olamaz, halkla ilişkiler de aynen bunun gibi herkes ne yaptığımızı bilse de herkes halkla ilişkiler uzmanı olamaz. Yine örneğin doktorluk, mühendislik, öğretmenlik gibi mesleklerin de kendi içinde birçok çeşidi var. Kalp doktoru, dahiliye doktoru, matematik öğretmeni, resim öğretmeni, inşaat mühendisi, elektrik mühendisi… Dolayısıyla uzun süre düşündükten sonra halkla ilişkilerin de kendi içinde farklı iş branşlarına sahip olmasının ortak ve herkesin anlayabileceği bir tanımının olmasına engel olmadığını ve olamayacağını gördüm.

Şimdi önce şu soruya cevap verelim: Halkla İlişkiler bize ne kazandırıyor? Benim bu soruya verdiğim cevap şu, “İnsanların herhangi bir şeye karşı GÜVEN, SEMPATİ, İLGİ ve BAĞLILIK duymasını sağlar” İnsanlar bir kuruma, markaya, ürüne ve kişiye yönelik güven ya da ilgi duyabilir. Ancak tek başına güven duyulması, tek başına sempati duyulması bir anlam ifade etmez. Örneğin eğer kişi bir ürüne yönelik bu dört temel öğeye kendisi sahipse işte o zaman burnumuza halkla ilişkiler kokusu gelir. Demek istediğim aslında halkla ilişkiler açıklaması kolay yapması zor bir meslektir. Sanki bir sihirbazdan anlaşılmayan bir sihir beklemek gibidir. Mesela hedef kitleye, “Hokus pokus etkilen ve yeni ürünümüzü dene !” diyerek halkla ilişkiler çalışması yapamıyoruz. Olsa fena olmazdı da… Ama tam olarak hedef kitleden beklenen de etkilenmesi, yeni ürünü denemesi…

Yukarıdaki saydığım dört öge yani güven, sempati, ilgi, ve bağlılık; bir kişi, kurum, ürün, marka için halkla ilişkiler çalışması olarak neden bu kadar önemli? Çünkü bu ayrılmaz dörtlü bize olumlu İTİBAR kazanmamızı ve onu sürekli kılmamızı sağlıyor. Halkla ilişkilerci iletişim çalışmalarında çeşitli yöntemlere, planlara, veriler ışığında sistemli çalışarak bu işi yapıyor.

Gelelim sonuca, halkla ilişkiler nedir denildiğinde, “İnsanların herhangi bir şeye karşı GÜVEN, SEMPATİ, İLGİ ve BAĞLILIK duymasını sağlar” diyebilmemiz yeterli bir açıklama. Haaa yine de anlamayan olabilir. Buna çok ihtimal vermiyorum çünkü bu şekilde açıkladığım herkes anladı. Ama yine de küçük bir örnek vermek gerekirse desteklemek için o da karşı tarafa sunulabilir. Mesela şu örnek, “Halkla ilişkiler çalışanı, diğer ürünlere göre çok pahalı olan bir telefonu çok büyük bir farklılık olmamasına rağmen her sene yeni modelini satın almanı ve eleştirenlere karşı o telefon markasını savunmaya başlamanı sağlıyor.” Adını hiç söylememe rağmen herkesin aklına şu anda Apple markasının gelmesi… Artık telefon denildiğinde bile akla ilk gelen şey telefon değil aslında aklımıza önce marka geliyor sonra telefon beliriyor. İşte halka ilişkiler böyle bir şey… Elbette bunu tek başına yapmıyor, reklam ve  pazarlama ile beraber yapıyor. Ama siz halkla ilişkiler tanıma onları da eklerseniz kimse bir şey anlamaz herkesin kafası karışır. Halkla ilişkiler eğitiminde anlatılması yeterli, sonuçta o işi yapacak kişinin aklı karışmaz ama halkla ilişkiler mesleğini yapmayacak kişi için yanlış fikirlere kapılmasına neden olabilir.

Herkesin kafasında bahsettiğim tanım parlıyorsa eğer ne mutlu bana 🙂

1995 yılında İstanbul’da doğdum. İstanbul Üniversitesi (İÜ) İletişim Fakültesi, Halkla İlişkiler ve Tanıtım bölümüne 2014 senesinde başladım. Çalışma hayatına 2014 yılında Sınav Dersanesi’nde haftanın belli günleri okula belli günleri de işe giderek başladım. İÜ Yeni Nesil İletişim Kulübü’nde bir süre yönetim kurulu başkanı olarak çalıştım. İÜ Fotoğraf Kulübü’nde başkan yardımcısı olarak yer aldım. Kulüpten sonra fakültemizin Halkla İlişkiler ve Tanıtım bölümü öğrenci uygulama birimi olan Ajans İstanbul İletişim’de bir yıla yakın bir süre çalıştım. Ajansta çalışırken aynı zamanda Yaşamartı’da kampüs marka temsilcisi olarak çalıştım. 2016 yılında Kurumsal İletişimciler Derneği tarafından, 11 Ekim-22 Kasım tarihleri arasında gerçekleştirilen Kurumsal İletişim Sertifika Programı’na katıldım. 2017 yılında Halkla İlişkiler Personeli olarak Nirvana Plus’ta çalıştım. Mayıs 2017’de düzenlenen Yaşam Kalitesi Yarışması’nda projemle Bireysel Yaşam Kalitesi kategorisinde üçüncülük ödülüne layık görüldüm. Yine Mayıs ayında Ortak Değerler Hareketi’nin etkinliğine katılarak hareketin gönüllüsü oldum. Temmuz 2017’de Zorlu Enerji Grubu’nun Kurumsal İletişim Departmanı’nda Kurumsal İletişim Stajyeri olarak çalıştım. Aynı yıl Eylül ayında ise Tekfen Holding’in Kurumsal İletişim Direktörlüğü’nde Kurumsal İletişim Stajyeri olarak yıl sonuna kadar çalıştım. Tekfen’de çalışırken bazı markalara da sosyal medya yönetimi konusunda destek verdim. Sorunları anlamaya ve çözmeye yönelik mesleki ve sosyal konularda yazılar yazıyorum

Cevap Ver

Lütfen Yorumunuzu Yazın
Lütfen İsminizi Girin