Yüksek Yüksek Lisanslara…

0
190

Her şeyin gösterişinin yapıldığı günümüz toplumunda eğitimin de gösterişi yapılıyor. Elbette insan başarısını ya da gurur duyduğu bir olayı çevresiyle paylaşmalı, anlatmalı. Ancak bu paylaşımın içi boşsa eğer işte o zaman durum sadece gösteriş yapmaktan öteye gitmiyor. İçi boştan kasıt yapılan bir işi sadece yapmış olmak için yapmak, yani işin özünü kendi özüne katamamak durumudur. Son zamanlarda üniversiteli gençlerin büyük bir çoğunluğu yüksek lisans yapmak istiyor. Gözlemlediğim kadarıyla yüksek lisans isteyenlerin sayısında artış olmasının nedenleri; akademik meslek tercihi, mezun olduktan sonra iş bulamayacağını düşünerek yüksek lisans yaptıktan sonra iş bulma rekabetinde öne geçmek, ciddi anlamda akademik çalışmalar yaparak kendini geliştirmeyi istemek. (ki bu kişiler her okulda bir elin beş parmağını geçmez) İşte sadece iş bulma amaçlı veya statüsünün yükseleceğini düşünerek yüksek lisans yapanların çoğu bunu bir gösteriş haline getiriyor. Çünkü yüksek lisans yaptıktan sonra kişinin kazanımlarının olmadığını ya da yeterli olmadığını görünce bunun sadece yapmış olmak için yapıldığı anlaşılıyor. Durum öyle bir hal almış ki eğer ALES, dil sınavı ve ortalama gibi koşulları olmasa lisans mezunu olan herkes hemen yüksek lisansa başvuracak. İşlerin bu noktaya gelmesinde sektörde yeni mezunlara yönelik olumsuz çalışma şartları ya da hiç sunulmayan çalışma fırsatlarının da etkisi var ama bu öylesine yüksek lisans yapmak için bir bahane değil. Ne olur yüksek lisansı gerçekten kişisel eğitiminin bir parçası olarak gören kişiler yapsın. İster akademik hayatta ister iş hayatında olsun kişisel gelişimine ve mesleki temeline katkı sağlamak isteyen ve kendisi de bilimsel çalışmalarıyla üniversiteye katkı sağlayacak olan kişiler yüksek lisans yapsın. Çünkü böyle olmayınca sonra daha kendini geliştirememiş kişiler çeşitli unvanlar alarak üniversitelerde öğrencilere slaytta yazan ezber cümlelerden başka hiçbir şey katamayan akademisyenler ortaya çıkıyor. Gerçek bir akademisyen şunu çok iyi bilir ki herkes kağıtta yazan bilgiye ulaşabilir ama herkes hayatın içinden ve sektörden örneklerle anlatılan bilgiye ulaşamaz. Üniversite kolayca ulaşılamayan bu tarz bilgilerin öğrenilmesi ve öğrencilerin de ekstra çaba, öğrenme azmi içinde olarak anlatılandan daha fazlasını öğrenmeye çalıştığı yerdir. Bu yüzden yüksek lisans, doktora gibi seçimler yapmak ciddi seçimlerdir.

“Böyle konuştun konuştun da e peki sen yapacak mısın yüksek lisans?” diyenleri duyar gibiyim. Ben alçak lisans yapacağım. Alçak lisans, gözlerden ve gösterişten uzakta bir köşede kitaplarımla, online eğitimlerle, filmlerle, yeni bir dil öğrenme çabalarımla, bitmeyen merakımla araştıracağım konular bulmamla, bolca düşünerek ve yeni şeylerin peşinde koşarak hayatım boyunca sürecek olan bir lisans. Bunun yazılı bir belgesi yok. Eğer mesleğimi severek yaptığım bir iş yerinde çalışıyor olursam, alçak lisans belgemin çeyreğinin oluşacağını söyleyebilirim.

Not: Bir yeni mezun olarak, üzerimde emeği büyük olan İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi hocalarımdan; Öğretim Görevlisi Fatih Özkoyuncu’ya, Doç. Dr. Veli Polat’a, Prof. Dr. Emine Yavaşgel’e, Prof. Dr. Veysel Batmaz’a, Prof. Dr. Abdullah Özkan’a ve Prof. Dr. Nilüfer Sezer hocama gönülden teşekkürlerimi sunuyorum.

Cevap Ver

Please enter your comment!
Please enter your name here